Yaklaşık olarak 1735 yılına tarihlenen sanayi devriminin temel olarak tekstil sektörü ile başladığı söylenebilir. Bu başlangıçtan sadece 100 sene sonra sanayi devrimine ayak uyduramamak, Türk tekstil sektörünün ve ahilik teşkilatının yıkılışına sebep oldu. Bugün önümüzde yeni bir devrim var, bu devrim dijital devrim olarak adlandırılıyor ve yeni iş modellerinin gelişimi yeni rekabet alanlarının gelişimine imkân sağlıyor. Peki bu dönüşüme ayak uyduramamak Türk tekstilinin bir daha çöküşüne sebep olur mu? Dijital dönüşüm ne kadar ve ne ölçü de gerekli?

Sayısallaşma (Dijitizasyon) ve Dijital Dönüşüm

Kısaca bazı tanımlamalardan başlayalım isterseniz. Burada önemli bir sıkıntı dijitizasyon ile dijital dönüşümün birbirine karıştırılıyor olması. Her ne kadar bu iki kavram birbirinden çok uzak olmasa da aslında birbirlerinin devamı niteliğinde.

Dijitizasyon yada sayısallaşma temel olarak analog olan bilginin dijitalleştirilmesi olarak düşünülebilir. Örnek vermek gerekirse, kasette ki müziğin MP3 olarak kaydedilmesi ya da kâğıtta takip edilen bilginin Excel’e ve bir sonraki aşamada ERP sistemine aktarılması yada işçinin bilgisayar kontrollü üretim cihazlarına geçişi bir sayısallaştırma projesidir. Elbette kurumların büyümesi, büyüklüğün yarattığı bilginin artması yada kapasite ihtiyaçları sayısallaşmayı zorunlu kılmakta.

Dijitalizasyon yada Dijital Dönüşüm ise dijital teknolojilerin kullanılarak yeni iş modellerinin yada süreçlerin oluşturulması anlamına geliyor. Bu noktada CD’lerden kasetlerden mp3’e dönüşüm bir sayısallaştırma ise itunes yada spotify gibi yeni ürünlerin ortaya çıkışı, ürünlerin mağazalara raflara daha hızlı çıkmasını sağlayacak dijital modellerin geliştirilmesi yada en doğru ürün gamının veya fiyatlandırma politikalarının oluşturulmasını sağlayacak rekabet ve trend takip yapılarının çalışma süreçlerine eklemlenmesi Dijital Dönüşüme örnek olarak verilebilir.

Zorunluluk mu?

Lafı çok dolandırmadan söylemek gerekirse Evet. Dijital devrim bakış açımızı da değiştirdi. Bugün otomasyona sahip olmayan bir otomobil fabrikası düşünmek nasıl mümkün değilse, e-ticaretin gün geçtikçe daha büyük bir süratle ilerlediği ve geleneksel ticaret mekanizmalarını zorladığı günümüzde dijital dönüşüme uymamak da mümkün değil. Fakat en önemli nokta, yeni iş ve çalışma modellerinin geliştirilmesi üzerinde birikiyor. Çünkü amaç dijital teknolojileri kullanarak müşterilere hizmet etmenin yeni yollarını aramak ve bulmak. Bunu yaparken hem kurumunuzun hem de çalışanlarınızın bu yeni modele uyumunu sağlamak.

Ne kadar radikal olunabileceği ile ilgili olarak özel bir örneği paylaşmak doğru olacaktır. Nike, kullanıcıları ile daha güçlü bir bağ kurabilmek adına dijital ürünlerin geliştirilmesine öncülük etti. Bu sayede kullanıcıların antrenman sürelerini, kalp atış hızlarını, yaktıkları kaloriyi hesaplayabilen ürünlere yatırım yaparak satışını gerçekleştirdiler. İlk bakışta son derece basit, yeni bir ürün gamı geliştirme çabası olarak görünse de Nike bu cihazlardan gelen bilgileri, yeni ürün geliştirme çabalarına dahil etti. Bunun ötesine de geçerek müşterilerine özel fitnes programları geliştirdi ve akıllı telefon uygulamaları ile birlikte müşterilerinin kullanımına sundu. Böylece Nike hem ürün geliştirme süreçlerini optimize ederken, hem de müşterileri ile yeni bir iletişim modeli geliştirerek sadık müşteriler yaratma sürecinde önemli bir dijital pazarlama adımı attı.

Dijitalleşen Ülkeler ve Verimlilik

Bugüne kadar Dijitalleşme konuları gündeme geldiğinde ilk akla gelen her zaman Amerika ve Japonya olmuştu. Fakat yapay zeka, makine öğrenmesi gibi konularda yepyeni bir rakip ortaya çıktı; Çin. Bugün dünyada, bu tip teknolojilere en çok yatırım yapan ülkelerin başında artık Çin geliyor.

Çin’in 2025’e kadar dijital teknolojiler yardımıyla çalışan personel verimliliğini %22 kadar artıracağı (kaynak: Mckinsey) tahmin ediliyor. Artık ucuz işgücü temelinde değil, verimli eğitimli personel ile üretim temelinde rekabet etmeye başlayacak olan Çin’in, İpekyolu üzerinde ki demiryolları hattı ile Avrupa Pazarına daha hızlı ulaşacağı düşünüldüğünde, Türkiye’nin tekstil sektörü rekabetinde ne kadar zorlanacağı görülebilir.

Son Söz

Tekstil sektörü önemli bir devrimin eşiğinde, farklı alanlardan gelen tehditler ile yüzleşmek üzere. Fakat dijitalleşme vizyonuna sahip firmaların azlığı, ülkemizin en büyük istihdam yaratan sektörünü ve genel ekonomik durumu tehdit eder boyutlarda. Dijitalleşme vizyonunun sadece büyük firmalarda gelişmesi, kobilerde bu çalışmaların dip noktalarda kalması, dijitizasyonda bile halen birçok kobinin başarılı olamamış olması, dijitalleşmenin maddi boyutları ile açıklanamayacak kadar geniş bir etki yaratıyor. Dijital Devrim tekstil sektöründe bir deprem yaratmak üzere ve biz hazır değiliz.